Mukaddes Hz. Abbas (a.s.) Türbesi Şer'i Mütevellisi Semahatu’l-Allâme Seyyid Ahmed es-Safi, Iraklı üniversite öğrencilerine hitaben toplumun inşasında ilim ve iffetin önemini vurguladı.
Bu vurgu, Kadın İşlerinden Sorumlu Şer'i Mütevelli Ofisi'ne bağlı El-Kefil Kadınlara Yönelik Dini Okullar Şubesi tarafından düzenlenen 10. Irak Üniversiteleri Merkezi Kız Öğrenci Mezuniyet Töreni ("Kefil'in Kızları 10. Dönem") kapanış etkinliklerindeki konuşmasında yapıldı. Tören, "Hz. Fatıma'nın (s.a.) Nuruyla Dünyayı Aydınlatıyoruz" sloganıyla, Irak'ın 14 farklı eyaletinden 5.000'den fazla öğrencinin ve ev sahibi Irak dışından 12 ülkeyi temsil eden bir grup öğrencinin katılımıyla gerçekleştirildi.
Seyyid es-Safi konuşmasının başında; ilim tahsili sürecinin hasat vakti gelinceye dek çaba harcayan hocalara, eğitim kurumlarına ve kızlarının bu mutlu anlarını görmek için uykusuz kalıp çabalayan anne ve babalara teşekkür etti. Ayrıca bu projeleri gerçekleştirmek için çokça emek ve vakit harcayan Kadın İşlerinden Sorumlu Şer'i Mütevelli Ofisi ve El-Kefil Kadınlara Yönelik Dini Okullar Şubesi'ne de teşekkürlerini sundu.
Seyyid es-Safi, insan hayatında kritik bir aşama olarak mezuniyetin öneminden bahsetti ve bu anın parlak bir hatıra olarak kalması gerektiğini belirtti. Mezunların hissettiği sevinç duygularının kelimelerle ifade edilemeyeceğini ve bu günün hafızalara kazınacağını vurguladı.
Seyyid es-Safi, ister aile içinde ister toplumda olsun, başkalarıyla ilişkilerde Şer'i kurallara (sınırlara) uymanın önemini vurguladı. Bu kurallara bağlı kalmanın hayatı doğru bir şekilde düzenlemeye katkı sağladığına ve haramlara sürüklenmekten koruduğuna dikkat çekti.
Seyyid es-Safi, karşılaştığı zorlu imtihanlara rağmen Hz. Meryem'in (s.a.) derin ibadetini ve iffetini anlattı. Allah'tan kendisine bir peygamber olan Hz. İsa (a.s.) ile hamile kaldığı müjdesinin nasıl geldiğini; iffetinden emin olmasına rağmen şerefi ve itibarı konusundaki korkusundan dolayı bu zorlu anla yüzleşmeden önce ölmeyi nasıl dilediğini tasvir etti. Kavmi onun hakkında kötü konuştuğunda Yüce Allah'ın onu korumayı tekeffül ettiğini ve savunduğunu, ona yöneltilen suçlamalara cevap vermesi için Hz. İsa'yı (a.s.) konuşturduğunu vurguladı.
Seyyid es-Safi, Irak şehitlerinin fedakarlıklarını, vatanı ve namusu savunmak için canlarını ve temiz kanlarını feda etmelerini hatırlattı. Bir öğrencinin de belirttiği gibi "Abaya'nın bedeli kandır" diyerek; en değerli şeylerle satın alınan şeyin, kıymetli ve pahalı olacağını belirtti.
Konuşmanın Tam Metni:
Rahman ve Rahim olan Allah'ın ismiyle.
Alemlerin Rabbi olan Allah'a hamdolsun. Salat ve selam, yaratılmışların en hayırlısı Ebu'l-Kasım'a ve O'nun tertemiz, pak Ehlibeyti'nin üzerine olsun...
Değerli hazirun, faziletli hocalar, misafir kız kardeşlerim, aziz kızlarım; Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi hepinizin üzerine olsun...
Sizinle konuşmama başlamadan önce şunu söylemek isterim ki; bu duruşunuzla ve bu onurlu mezuniyetle gurur duyuyorum. Bundan önce de Yüce Merceiyet, başta tesettür olmak üzere Şer'i sınırlara riayet etmenizle ve aynı zamanda ilim basamaklarında ilerlemenizle gurur duymakta; Yüce Allah'tan sizin için daha fazla hayır ve başarı niyaz etmektedir.
Bu, değerli kızlarımızın ve köklü üniversitelerimizin hizmetinde olduğumuz ilk sefer değildir. Yüce Allah'tan herkes için başarının ve doğruluğun devamını diliyoruz.
Öncelikle, (ilim tahsilinde) meyvelerin toplanma vakti olan mezuniyetin gelmesi için emek harcamaktan geri durmayan hocalara teşekkür etmek gerekir. Teşekkürlerimiz aziz hocalara ve eğitim-öğretimle ilgilenen tüm eğitim kurumlarına olduğu gibi; kızlarının ve oğullarının hayatındaki bu mutlu anları görmek için uykusuz kalan, çalışan ve yorulan soylu annelere ve faziletli babalara da ulaşmaktadır.
Ayrıca bu projelere ciddi ve samimi bir ilgi göstermek için emeğinden ve vaktinden çokça veren Kadın İşlerinden Sorumlu Şer'i Mütevelli Ofisi'ne; ve yine eğitim ve kadının inşasına ihtimam gösterme konusunda –bu girişim de dahil olmak üzere– mükemmel girişimleri olan El-Kefil Kadınlara Yönelik Dini Okullar Şubesi'ne teşekkür ederiz. Allah gayretlerini şükrana layık görsün ve yaptıklarından dolayı onları mükafatlandırsın.
Teşekkürlerimiz ayrıca, eğitimden sonraki pratik hayat meselesinin doğru bir şekilde başlaması gerektiğini fark eden aziz kızlarımızadır. Bu yüzden kızlarımız bu etkinliğe katılmaya büyük özen göstermeye başladılar. Değerli aileler, oğullarını ve kızlarını bu neşeli kutlamaya kaydettirmek için aracı olmaya başladılar; bu onların hakkıdır.
Daha önce de söylediğimiz gibi; bu, insan hayatında belki de ömürde bir kez gerçekleşen temel duraklardan biridir. İnsan her zaman üniversiteden mezun olduğu anları hatırlamak ister. Hatıra şeridi mezun olan insana geri dönecektir. Sonra bu sahneyi sevenlerine gururla, başı dik ve yaptığından sevinç duyarak aktaracaktır. Ne yazık ki mezun olan bazıları var ki, mezuniyetin tadı çabucak bitiyor!! Sonra yaptıklarından dolayı utançla başını eğiyor!! Şairin dediği gibi: "Onun çevresi ile benim çevrem arasında ne büyük fark var!"
Allah'a hamdolsun ki, bu kutlamada daha önceki mezuniyet törenlerine katılmış, bugün ise diğer kız kardeşleriyle birlikte töreni organize etmek için gelen değerli bir öğrenci grubumuz var. Başları gururla dik olsun diye... Bu, Yüce Allah'ın bir lütfudur.
Allah Teala'dan tüm kızlarımızın başlarının daima dik, gayretlerinin yüksek ve yollarının daima doğru olmasını diliyorum.
Hızla ve kısaca iki meseleye dikkat çekmek istiyorum:
Birinci mesele, aziz kızlarımızla ilgilidir... İnsanın herhangi bir ilişkide kendine sınırlar koyması gerekir; Yüce Allah bizi bununla terbiye eder. Baba, anne ve evlat ile ilişkilerde, Allah'ın istediği gibi uyulması gereken sınırlar vardır. Bu hayatta bu unvanlar mevcuttur; kız çocuğu kısa sürede eş olur, anne olur. Kadının her unvanının ilişkilerde kendine has kuralları vardır.
Kadın anne olur ama o bir kadındır; kız evlat olur ama o bir kadındır; kız kardeş olur ama o bir kadındır; eş olur ama o bir kadındır. Ancak bu unvanların her birinde belirleyici unsurlar vardır. Aziz kızlarımızın her unvandaki ilişki sınırlarını bilmesi gerekir; bunlardan biri de aile ile ilişkidir.
Kızlarımın hepsi şu an birer aile projesidir. Bu yüzden aile ile ilişkinin sınırlarını, toplumla ilişkinin sınırlarını öğrenmelisiniz. Örneğin, aranızda mahremiyet bağı bulunmayan yabancı bir şahısla (namahremle) ilişkinin sınırlarını bilmelisiniz. Yüce Allah bunun için kurallar koymuştur.
Bizdeki sorun şu ki; kuralların dışına her çıktığımızda tuzağa düşüyoruz. Kurallara her uyduğumuzda ise hayatımız doğru bir şekilde düzene giriyor. Kurallara uyduğumuzda dünyada yorgunluk yoktur demiyorum; dünyada yorgunluk vardır. Ancak insanı yükseklere çıkaran yorgunluk vardır, bir de insanı en aşağı dereceye (esfele safilin) düşüren yorgunluk vardır.
Allah'ın bize emrettiği kurallara saygı duymalı ve onları öğrenmeliyiz. Şu an önümde duran bu temiz topluluğun, kızlarımızın bu sabah yaşadıklarının hafızalarınızdan silinmesi mümkün değildir; hatta sahneye tanıklık eden ailelerinizin hafızasından da silinemez. Bugün kızlarımızda gördüğümüz ağlama, anlaşılmaya muhtaç bir ağlamaydı. Kelimeler bunu açıklamaktan acizdir. Evet, bu bir sevinç ağlamasıdır ama ifadeler bunu anlamakta yetersiz kalacaktır. Kızlarımız sahneyi bildik ifadelerle anlatıyorlar ve "Bugün hissettiklerimiz karşısında kelimeler yetersiz kalıyor" diyorlar. Aynı şekilde başka bir kutlamada onlardan önce gelen kız kardeşleri de, inşallah gelecek kutlamadakiler de böyle hissedecekler.
Pek çok insan, kız çocuğunun anne ve babanın hayatının çiçeği olduğunu fark etmeye başladı. Biz bu çiçeği her zaman ona layık olan yere koymak istiyoruz. Üniversitede yoruldun, geceleri uykusuz kaldın. Fedakar ve mücahit baba, kızı öğrensin veya oğlu öğrensin diye rızkını temin etmeye çalıştı. Bu, (insanın) yetişmesinde emeği geçenleri fark etme durumudur.
Haya (utanma duygusu), kadın için çok önemlidir. Kızlarım, pişman olacağınız şeyleri yapmaktan sakının. Herhangi bir işe girişmeden önce sonuçlarını düşünün. Güvenilir bir uzmana danışın. Sen korunması gereken bir mücevhersin. Çünkü oynamak, gülmek ve istismar etmek isteyenler var!!! Sana parlak unvanlarla gelir!! Oysa o sana saygı duymaz ve seni zatın için istemez; aksine kendini sevdiği için seni ister!! Başkalarının oyunlarının kurbanı olmaktan sakın.
Mukaddes Türbe'deki kadın kurumlarımızdaki kız kardeşlerimizin harcadığı bu çabayı ve sizinle nasıl ilgilendiklerini bizzat gördünüz. Anneniz yaşındakiler ihtiyaçlarınızı karşıladı; yüzünüzde tebessümü görmek için gerçekten tüm güçlerini harcadılar. Sizler de bu iki gece veya bu sabah boyunca, dediğim gibi, bu anıların zihinde asılı kalacağını göreceksiniz.
Emin olun ki Mukaddes Hz. Abbas (a.s.) Türbesi'ndeki sorumlu faziletli kız kardeşler ve çalışanlar bu yorgunluktan lezzet alıyorlar. Allah yolunda bir şeyler verdikleri ve sundukları için haz duyuyorlar. Çoğunuz onları tanımazsınız ama biz bu işin Mukaddes Türbe'nin tüm bölümlerine mutluluk olarak yansıdığını hissediyoruz. Bugün Mukaddes Türbe, bu etkinliklerin başarısı için ve kızlarımıza bu işi sunmak için alarm durumunda çalışıyor. Çünkü doğru yol budur. Allah'a hamdolsun ki sizler de bu sorumluluğu takdir edecek düzeydesiniz.
Yüce Dini Merceiyet sizinle, bu mezuniyetle, Şer'i sınırları korumanızla, tesettürü korumanızla ve tüm mevcut bağlarla birlikte ilim basamaklarında yükselmenizle gurur duyuyor. Sizi tebrik ediyorum. İnşallah sizi daima en iyi hallerde görürüz.
Burada sizinle tarihsel olarak hafif bir diyaloğa geçmek istiyorum; buradan hepimize faydalı olacağına inandığım bir şey çıkacaktır. Bu hafif diyalog, Hz. Meryem (s.a.) ile Allah'ın ona gönderdiği Elçi Melek arasında geçmiştir. Hz. Meryem, dünyadaki dört faziletli kadından biridir. Bunlar; Hz. Hatice (s.a.), Hz. Fatıma Zehra (s.a.), Hz. Meryem (a.s.) ve Asiye bint Muzahim'dir.
Kur'an-ı Kerim'in Hz. Meryem ile ilgili sunduğu bir kıssa vardır. Meryem Suresi'nde Hz. Meryem'in (a.s.) diyaloğu geçer. O, abid ve mümin bir kadındı ve kefaretini Hz. Zekeriya (a.s.) üstlenmişti. Meryem ibadetini en iyi şekilde yapmaya başladı. Sonra Kur'an-ı Kerim bir olayı zikreder ve sözü en doğru olan Allah şöyle başlar: (Kitap'ta Meryem'i de an. Hani o, ailesinden ayrılarak doğu tarafında bir yere çekilmişti. * Onlarla kendi arasına bir perde çekmişti. Biz de ona ruhumuzu (Cebrail'i) gönderdik de ona tam bir insan şeklinde göründü.) Burada önemli bir tarih başladı. Şimdi Hz. Meryem (s.a.) tek başına, bir perde (hicap) edinmiş ve Allah diyor ki: "Ona ruhumuzu gönderdik de ona tam bir insan şeklinde göründü..."
Şu an karşısında bir insan var ama o insan değil, ona düzgün bir insan suretinde göründü. Hz. Meryem (s.a.) ömrünü ibadetle geçirmişti. (Meryem dedi ki: "Senden, Rahman'a sığınırım. Eğer takva sahibiysen (bana dokunma).") Hz. Meryem'in (s.a.) sığınmasına dikkat edin. O, mümin, abid ve akıllı olmasının yanı sıra zor sahneyle nasıl başa çıkacağını da biliyordu. Dedi ki: "Eğer takva sahibiysen senden Rahman'a sığınırım." O (Melek) ise Meryem'in korkusunu yatıştırmaya çalıştı. Ne dedi? (Dedi ki: "Ben sadece Rabbinin elçisiyim...")
İnsan aniden Rabbinin elçisiyle karşılaşsa korkar mı, korkmaz mı? Bu elçi ne yapar? Elçi bir mesaj iletir, bir fiili bildirir. Dedi ki: (...Sana tertemiz bir oğlan bağışlamak için (geldim).") Tarihe dikkat edin, sürece dikkat edin. Hz. Meryem (s.a.) şimdi bir melek veya bir elçi ile birlikte. Elçi görevini belirledi: "Sana tertemiz bir oğlan bağışlamak için." Meryem irkildi, dedi ki: (Benim nasıl bir oğlum olabilir?) –Çocuğun evlilik yoluyla olacağını varsayarak– (Bana hiçbir insan dokunmadı ve ben iffetsiz de değilim.) Bunlar doğal doğumun faktörleridir. Meryem, bu meleğin gönderildiği şey karşısında şaşırdı. Melek bilgisini teyit etti: (Dedi ki: "Öyledir, Rabbin buyurdu ki: O bana kolaydır.") Allah'ı hiçbir şey aciz bırakamaz. (Ve onu insanlar için bir ayet (mucize) kılacağız...) Sadece sana temiz bir oğlan bağışlaması için değil; görev henüz bitmedi, bunda geleceğe dair esintiler var. (...ve bizden bir rahmet (kılacağız). Bu, hükme bağlanmış bir iştir.) Diyalog hala Hz. Meryem (s.a.) ile getirdiği mesajı açıklamak için insan suretine giren melek arasındadır. Kur'an-ı Kerim bu bölümü özetler: (Böylece ona hamile kaldı ve onunla uzak bir yere çekildi.) Sahneyi benimle hayal edin: (Doğum sancısı onu bir hurma ağacının gövdesine sürükledi.) Hz. Meryem'e (s.a.) bu melek tarafından müjde verilmiş ve bu işin Yüce Allah tarafından hükme bağlandığı bildirilmişti. O, saatler içinde hamile kalamayacağını biliyordu ama doğum sancısı geldi. Meryem ne doğuracak? Veya kimi doğuracak? Allah'ın O’nun hakkında (Tertemiz bir oğlan) ve (Onu insanlara bir ayet ve bizden bir rahmet kılacağız) dediği kişiyi doğuracak. Allah bu emri hükme bağladı çünkü ondan bir çocuk yaratmak istiyor. Dolayısıyla Hz. Meryem hikayeyi tamamen biliyordu. Ancak Kur'an bize çok önemli bir dönüm noktasından bahsediyor. Dikkat edin kızlarım, doğum sancısı geldikten, yani doğum saati yaklaştıktan sonra... Hz. Meryem (s.a.) ne doğuracak? Veya Hz. Meryem (s.a.) kimi doğuracak?
Doğa kanunlarına aykırı olarak, peygamber olacak tertemiz bir oğlan doğuracak. Kendisiyle melek arasında bir konuşma geçmişti. Doğum sancısı onu hurma dalına sürüklediğinde Hz. Meryem (s.a.) ne dedi? (Dedi ki: "Keşke bundan önce ölseydim de unutulup gitseydim!")
Şeref ve iffet, Meryem'e bu andan önce ölümü temenni ettirdi. Oysa İsa'yı, bir peygamberi taşıyordu. Oysa kitapların müjdelediği ve Peygamber'i (s.a.a.) müjdeleyen kişiyi taşıyordu. Hz. Meryem "Betül/Bakire" lakabını kazanmıştı. Ancak peygamberlerden bir peygamberi taşımasına rağmen, konuyu anlamayan insanların sözünden korkarak ölümü temenni etti.
Meryem'deki önemli bir meseleye dikkat edin... Şeref, İffet, İtibar (Namus)... Bunları her şeyin önüne koydu. Oysa emir, İlahi bir emirdir; Allah onu savunmayı tekeffül edecektir. Zira o kendinde ne olduğunu, kendisine bir insan dokunmadığını ve iffetsiz olmadığını biliyordu. Melek onu müjdelemişti (Seni müjdeliyoruz), buna rağmen (Keşke bundan önce ölseydim) dedi. O, göklerin (İlahi iradenin) kendisini asla terk etmeyeceğini kesinlikle biliyordu. İsa'yı doğurması bir mucizedir. Yüce Allah ondan susmasını istedi; Gökler senin yerine cevap vermeyi tekeffül edecek. Ne sorarlarsa sorsunlar susmalısın, cevabı biz üstleniyoruz!!
Ve gerçekten de olan buydu. Kavmine dönmesi gerekiyordu. Çocuğu taşıyarak döndü. Bu ne ey Meryem?!!! Ne yaptın?! (Ey Harun'un kız kardeşi! Baban kötü bir adam değildi, annen de iffetsiz değildi.) Sadece onu (bebeği) işaret etti. İffetli, soylu ve şerefli... Allah ne olduğunu biliyordu. Allah onu savundu, adetin (doğa kanunlarının) aksine bebeğini konuşturdu. Ne doğumu adete uygundu, ne de yeni doğanın konuşması adete uygundu. Hepsi adetin fevkinde idi, Yüce Allah onu yüceltti.
Ey kızlarım, sizler gerçekten ciğerparelerimizsiniz. Kız çocuğu, ona önem veren için azizdir; babası için azizdir, dedesi için azizdir, kardeşi için azizdir. İffetinizi çok büyük bir şekilde korumanızı rica ediyorum. Hata yapmayın. Masum olmanız gerektiğini iddia etmiyorum.
Duada şöyle geçer: "Allah'ım beni günahlardan koru (masum kıl)." İnsana düşen nefsini kemale erdirmek için çabalamaktır. Bunun bir parçası olarak; sonu övülmeyecek (kötü bitecek) şeylerde aceleci davranmayın.
İlimde her biriniz daima birinci olmayı düşünsün. İki aydan kısa bir süre önce, altıncı sınıf (lise son) mezunlarından bazıları Mukaddes Türbe'nin iki üniversitesindeki ücretsiz bursa başvurmaya çalıştılar. Bir öğrenci geldi, görünüşe göre yaşıtlarından büyüktü. Ona sorulduğunda dedi ki: "Ben dışarıdan okudum. Evli bir kadınım ve üç çocuğum var. Köy ve kırsal kesimdenim. Aileme ve eşime karşı kusur etmedim, kendi kendime çalıştım ve aldığım ortalama 98." Biz onu Tıp Fakültesi'ne kabul ettik.
İlim takip ister; okursan başarılı olursun. Mahremiyet (örtünme/haya) de takip ister. Kalp meyletmeye görsün; insan "Bu önemsiz, şu önemsiz!!" diyebilir. Bir de bakar ki kalbi aniden batıla meyletmiş!! Aziz kızım, bu kaygan zeminlerden sakın. Muhammed ve Âl-i Muhammed hakkı için Allah seni örtüsüyle örtsün. Nereden geldiyseniz Allah sizi korusun.
Allah Teala hayayı sizin için sağlam bir zırh kılsın; Muhammed ve Âl-i hürmetine size iffet, izzet ve korunma elbisesi giydirsin. Gerçekten bugün, Hz. Ebulfazl el-Abbas'ın (a.s.) önünde yemin eden bu temiz kızlarımızdan dolayı çok mutlu olduk. İnşallah herkesin günleri hayır ve bereketle taçlanır. Allah'tan başarının devamını dileriz.
Kürsüden ayrılmadan önce şunu söylemek isterim ki; her zaman önemli bir gerçeği hatırlamalıyız. Ülkemiz Irak'ta birçok unvan vardır. Bu unvanlardan biri de "Şehitler" unvanıdır. Onlar direndiler ve canlarından paha biçilmez kanlarını verdiler. Dünkü kutlamada kızımın dediği gibi: "Bu abaya kalıcıdır; çünkü bu giyilen abaya kanla satın alınmıştır."
En değerli şeylerle satın alınan şey, kıymetli olur. Bedeli fedakar bir kan olan abaya, mutlaka pahalı (değerli) olmalıdır. Kızın mutlaka şehit yakını olması gerekmez; ancak ülke şehitler verdiğinde bu örtüyü (namusu) korumak istemiştir. İnşallah sizler bu emaneti ve bu örtüyü ömrünüzün sonuna kadar taşımaya layıksınız. Allah ömrünüzü uzun etsin.
Katılan tüm kardeşlere ve bu kutlamanın bu şekilde gerçekleşmesi için çaba harcamaktan geri durmayan tüm kızlarımıza çok teşekkür ediyorum. Bu gece Müminlerin Emiri'nin (a.s.) veladeti münasebetiyle sizi tebrik ediyorum. Dualarımızın sonu, Alemlerin Rabbi olan Allah'a hamdetmektir. Allah, Muhammed'e ve O'nun tertemiz, pak Ehlibeyti'ne salat etsin.
















