Türbe'nin Haberleri
Cuma hutbeleri
12/01/2018
Yüce Dini Merceiyet’ten toplum ile geçinmede ahlakî ilkelere bağlı kalınması ve toplumu birbirinden uzaklaştıran bağnazlık türleri üzerine...
Hutbeden önemli satırbaşları
  • İslami sistemi tehdit eden, toplumun parçalanmasına yol açan ve toplum içerisinde düşmanlık ve nefret meydana gelmesine sağlayan tehlikelerin ne olduğunu zikredeceğiz.
  • Dokuz tehlike vardır. Muhtemelen vakit yetmeyecektir ama bir tanesini zikredelim.
  • Sadece Irak içinde değil; Irak dışında da; tüm toplumsal, ekonomik ve kültürel düzeylerde bir tehlike: Başkalarına tepeden, yukarıdan bakma.”
  • Bu bakışın kaynağı; bir grup taassuptur (bağnazlıktır). Bunların en başında da dini ve mezhebî taassup gelir
  • Kur’ân-i Kerîm ve Hadîs-i Şerîfler; din ve mezhepler arasında farklılıklar olduğunu ve bu farklılığın kıyamet gününe kadar değiştirilemeyecek, olmuş bitmiş bir iş olduğunu beyan etmiştir…
  • “Bu hak dine, hak mezhebe mensup kimselerin kendi hak dinlerine ve hak mezheplerine çağırmaması anlamına mı geliyor?! Tabi ki hayır.”
  • Üzerlerine düşen delîl ile, hüccet ile, burhân ile (argümanları ortadan kaldıran kanıtlar ile) onun (inançlarının) hak olduğunu göstermektir.
  • Başkalarını aşağılayarak, onları hor görerek, hakaret ederek, itibarlarını düşürerek ya da sembollerine hakaret ederek değil.
  • İslam hikmet ile, güzel öğüt ile, başkalarına saygı ile davette bulunmuştur. Bunun anlamı; birçok dinin ve mezhebin varlığına saygı duyulmasına davet etmesidir.
  • Hakkın davetçileri; o dinlerine ve mezheplerine davet etme konusunda hürriyete sahiptirler. Ancak toplum içerisinde toplumsal barışı koruyacak disiplinler çerçevesinde.
  • Bu (davet) hak mezhep ile batıl ehli arasında bir nefret, kin, düşmanlık ve savaşa dönüşmemelidir.
  • Elimizde ikinci bir taassup (bağnazlık) daha var. O da fikrî taassup.
  • Bununki gibi bir bağnazlık ayrılık, düşmanlık ve kin tohumları yayar.
  • “Düşüncenin ve bilimin toplumun hareketini geliştirmede kullanılıyor olması gereken yapıcı gücünü; toplumun kendi içerisinde zıtlaşması ve çatışması için bir araç haline getirir.”
  • Dikkat çekici bir husus da; bilimsel, sosyolojik, ekonomik ve (doğa) bilimlerine dair teorilerin herkesin birbiri ile bilimsel yardımlaşmasından doğduğudur.
  • Herkesin birbiri ile yaptığı bu yardımlaşma ve bu bileşke sonucunda meydana gelen düşünceler ile toplum için yararlı bir teoriye ulaştırmıştır.
  • “Eğer ben kendimi başkalarından üstün görüp başkasına karşı büyüklenirsem; bu başkalarının benden tiksinmesine, nefret etmesine ve bana düşman kesilmesine yol açacaktır
  • “O zaman da kollektif anlamda bir bilimsel kopukluk meydana gelecektir. Bu da bilgi ve deneyim sahibi insanlardan oluşan bu gruptan tahsil etme (yararlanma) fırsatını kaçırmamızı sağlayacaktır.”
  • “Üçüncü bir taassup çeşidi daha var. O da vatan, aşîret veya kabile üzerinden taassup.”
  • Hiç kuşku yok ki insan belli bir toprak ile, bir milliyet ile veya bir aşiret ile bağlı ve bu bağ ile bağlı olduğu için izzet duyabilir. Eğer (bu bağlılık) sınırları dahilinde ise olumlu olur.
  • “Ancak başkasından üstün olduğuna, başkalarından daha şerefli olduğuna dair bir inanca dönüşürse; işte o zaman kendini başkalarından üstün görmeye ve başkalarını da kendinden aşağıda görmeye dönüşecektir.”
  • “Bu bağnazlığa sahip kimseler başkalarına egemen olmaya, onlara hükmetmeye ve onların üzerinde kontrol sağlamaya çalışacaktır.”
  • “Aşiret ve kabile reisi kardeşlerimin bu noktaya dikkatlerini vermelerini arzu ediyorum. Kimse kendini başkasından daha üstün görmesin.”
  • “O zaman başkaları ile oturup karşılıklı birbirini anlamak zorunluluktur. Öyleyse kendini başkalarından daha üstün hissetmeye ve başkalarının üzerine birtakım örfleri, gelenekleri zorla egemen kılmaya gerek yok.”
  • “Sonuncu taassup ise; siyasi taassup. Bunda büyük bir sorun vardır.”
  • “Bu bağnazlığı olan kimse; siyasi düşüncesinin daha salih, daha üstün olduğuna ve memleketinin maslahatını gerçekleştirmeye daha çok güç yetiren siyasi yaklaşımın kendi siyasi yaklaşım olduğuna inanır.”
  • “O (kendi görüşünce) siyasi işleri yönetme açısından daha üstündür, daha çok kapasiteye sahiptir. Bu yüzden de elinden geldiği kadar siyasi edinim elde etmeye çalışır.”
  • “Bu yüzden de o kimseyi başkalarına karşı kibir ve üstünlük taslarken; başkalarının ona yaptığı eleştirileri, onun düşüncesinde ve yaklaşımındaki sıkıntıları açıklamasını kabul etmezken görürsün…”
Yüce Dini Merceiyet’ten zaferi getiren yiğitlerine övgü: “Basiretleri
Yüce Dini Merceiyet’ten bir arada toplumsal yaşamın ilkeleri ve temell
Yüce Dini Merceiyet Irak’ın korunması için fedakârlıkta bulunan şehitl
Niyabet yoluyla ziyaret
Birden fazla isim için kayıt yapabilirsiniz.
Video Galeri
Foto Galeri